Extraordinary

Me, Myself, My World

Ahoy

September7

Off nasıl uzun sürdü yol anlatamam. Elazığ’dan kalkan uçak 2 saatte vardı İstanbul’a. Ve etrafımızda o kadar çok Alamancı vardı ki onların seslerinden gürültüsünden ve biraz da görgüsüzlüklerinden rahatsız olduk. Ne bileyim, ben Manchester a gidip gelirken de insanları görüyorum, herkes sakin rahat saygılı… Bu öyle böyle değildi ya. Bir ara ben bu grupla Almayaya da gidiyor olabilirdim diye düşündüm. Ama gitmedim. O yüzden duacıyım.

Manchester’da ise hava yumuşaktı, yanıma hırka aldım ama kullanmadım. Trolley iteklemekten kollarım o kadar çok yorulmuştu ki sağolsun biricik aşkım Türker beni platformda karşıladı. Sanırım enerjimin son demlerini kullanmıştım. Duş alıp yattım, ta ki ertesi günün sabahına kadar.

Nasıl özlemişiz ya evi. Ev de bizi. Bahçem göçmüştü resmen. Hatta komşum ‘nerelerdeydin, sensiz bahçe kontrolden çıktı’ dedi. ‘Listen, I am Turk, bahçe is my shit’ demedim beklentiyi yüksek tutmamak adına.

Sonra naptık peki, eski rutinimize döndük hemen tabi. Ben arada resimler yaptım. Eylüldeki okul planımı dondurdum Çağlar’a bakacak birini bulamadığımız için ama bu sırada bir iş teklifi de aldım. Yeni bir semantic annotation projesinde dilbilimci olarak işe başladım. Bu raddeye gelene kadar da tabi ki Çağlar’la evde kaldığımız her günü en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştım. Havuza başladık tekrar, kütüphane, park, sanat galerileri, oyun alanları, panayırlar derken onun da tekrar kreşe başlaması gerektiğine karar verdik.

 

Vee zaten yaz gelememişti buralara..

 

 

Unutmadan Türker’le dönünce tekrar bir konsol oyununa başladık. Çok zevkli ama her zaman vakit bulamıyoruz o yüzden tüm bölümleri açabilmiş değiliz.

 

 

 

posted under Uncategorized

Email will not be published

Website example

Your Comment:

Powered by WP Hashcash