Extraordinary

Me, Myself, My World

“Ee tavuk yumurtlamıyorsun ki”

July6

Şimdi ki rotamız Tunceli. Çocukluğumun yaz tatili destinasyonu. Sabah kahvaltısında sadece yumurta ve tereyağı olan, reçelin iki gün dayanmadığı, nutellanın hiç uğramadığı köyümüz. Kendince kapitalizme kafa tutan köy. Okuma yazma oranının tavan yaptığı, her türden konuyu köyün yaşlılarıyla rahatça konuşabildiğin bilgi yumağı bir köy. Köyümüzün delisi bile Yıldız Teknik mezunu. Sen anla artık gerisi. ( bu söylediğim şaka değil. Deli Sezai Yıldız teknikte okurken kafasına aldığı darbe sonucu beyin travması geçirmiş ve bir daha toplayamamış kafayı.)

Anneannem çok mutlu. Ben de öyle. Ben ayrıca teyzemlerle olacağım ve eski günleri yad edeceğim için de çok mutluyum. Bakalım. Yani umarım. Umarım çocukluğumda bana ütopik gelen bu küçük dünya Çağlar’da da aynı etkiyi bırakır.

Çünkü Çağlar da benim küçüklüğümdeki gibi ağaçlara tırmansın, bahçeden biber domates toplasın, kümeste yumurta arasın istiyorum. Ayağı toprağa bassın, yağmur kokusuna aşık olsun istiyorum. Benim gibi doğayı keşfetsin, soğuk su sandalında solucan toplasın istiyorum.

Özgürce kırlarında dolansın, acıkınca yoğurda ekmek doğrayıp yesin istiyorum. Ve tüm bunları yaparken mutlu olsun istiyorum. Çünkü anneannemlerin dini onlara doğanın içinde çok mutlu olmayı öğretir. Çocuğum pagan olsun demiyorum. Paganların doğaya duyduğu saygıyı, ve bunun geri dönüşü olarak sahip oldukları mutluluktan bahsediyorum.

Neyse şu an Tunceli için yollardayız. Saat 6 da otogardan kalkması gereken otobüs istanbuldan 2 saat rötarlı geldi. 1 saat de Bolu tünelini kapatmışlar diye kaybettik. Yani bu yol yarın öğleden sonra 2 gibi biter.

Edit: Teyzem kahvaltıda anneanneme “neden 3 yumurta kırdın, biz 8 kişiyiz” dediğinde anneannem yarı kırık türkçesiyle “ee tavuk yumurtlamıyorsun ki” demişti. Ve biz ölmüştük gülmekten. (Yıl 97)

posted under Uncategorized

Email will not be published

Website example

Your Comment:

Powered by WP Hashcash